İlişkinde Kimleri Taşıyorsun?

March 10, 2020

Bir ilişkide çiftlerin birbiriyle ve ayrı ayrı yapmaktan hoşlandıkları şeyleri birbirlerine ifade etmelerini önemsiyorum. Bugün karşıma çıkan bir kocanın Dünya'nın gündemine oturmuş bir sağlık konusunda ilişkisiyle bağlantılı yazdıkları bir kez daha ilişkide açık iletişimin öneminin çiftler tarafından ne kadar küçümsendiğini fark etmeme sebep oldu. İşte aşağıda beni düşündürten ama güldürmeyen paylaşımı.

 

 

" *Mutlu bir adamın itirafı:*

*-* Korona virüsü hayatımda şimdiye kadar olan en iyi şey!

- Karım artık seyahat etmek istemiyor!

-Artık hiçbir şey satın almıyor çünkü her şey Çin'den geliyor!

-Artık kalabalığa girmemek için alışveriş merkezine gitmiyor!

-Tüm zamanını ağzı kapalı bir maske içinde geçiriyor.

Bu bir virüs değil! Bu bir nimet!! "

 

 

Yazı bana gülmem için anekdot mahiyetinde benimle paylaşılmış olsa da ben gülecek bir taraf bulamamış olmamı da düşündüm. Kadın olarak mı yoksa bir insan olarak mı baktığımı kendime sorduğumda insan olarak baktığımdan emin olarak bunları yazmaya karar verdim.

Seyahat etmenin, alışveriş yapmanın, konuşmayı sevmenin kadın ve erkeğe özel bir hobi veya davranış şekli olmadığına çok eminim. Neden mi? Eğer bu yazdıklarımı bir erkek olarak okuyorsanız çevrenizi gözden geçirin. Siz de seyahat etmeye bayılan, alışveriş yapmayı çok seven ve konuşkan birçok hem cinsiniz olduğunu fark edeceksiniz.

 

Bu yazıda virüs salgınına sözüm ona pozitif bakış açısıyla memnuniyetini belirten bir erkek ama bir kadın da benzer bakış açısıyla kocasıyla ilgili aynı niyetle bir şeyler paylaştığına çokça şahit oldum.

 

İki cinsiyetin de birbirinin karşı tarafıymış gibi ve bu karşıtlığı şikayetle paylaşması beni güldürmüyor maalesef. Maalesef diyorum çünkü hayatını birleştirmiş iki kişinin birbiriyle konuşup da ortak karar almak için ortam yaratmak yerine “oh canıma değsin, bak ben yapamadım ama virüs yaptı.” şeklindeki yaklaşımı insanların “aşk dolu, mutlu ilişki istiyorum” niyetlerinin gerçekliğini sorgulattırır nitelikte.

 

Bir kocanın mutluluk dolu anlarını yazdığı düşünülmesi istenen yazının da bir kadın tarafından yazılmış olabileceğini de göz ardı edemeden duramıyorum.Çünkü herkes “mutlu aşk olsun hayatımda” derken gerçekten de mutlu aşkı ne yaşamaya ne de yaşanmasına tahammülü var. Hal böyle olunca satır aralarını okumayan çiftler birbirlerine farkında olmadan, bilinçaltına çok zekice gönderilen mesajlarla uyumla, aşkla, sevgi ve saygıyla hayat arkadaşı değil “benim istediğim doğru ve benim dediğim olsun, ben doğruyum” diyen birbiriyle değil yakınındaki diğer herkese dert yanan karşı taraflar olarak kalıyor.

 

Peki ne yapmalı?

 

- Sevgilinize sizin sevdiklerinizle ilgili onun görüşlerini, hislerini sorun.
- Bunlarla ilgili olumsuz duygularını ifade etmesini isteyin.
- Hatırlayın, bu duygular size karşı hissettikleri değil sizin yaptığınız eylemlere karşı. O yüzden savunmanızı gerektirecek bir durum yok.
- Sonra izin isteyip siz anlatın mesela alışveriş yapmayı veya maç izlemeyi sevmenizle ilgili sebeplerinizi, duygularınızı.
- Hatırlayın, siz bu konuşmayı sevgilinizle iletişiminizi “uyum, sevgi, mutluluk” ile beraber yaşam sürmek için yapıyorsunuz. Haklılık veya haksızlık durumu yok ortada. Sadece uyumlanma var.
- Sizinle birlikte yapmaktan keyif aldıklarını sorun.

- Bunları birlikte daha çok yapmak için ne yapabileceğinizi sorun sevgilinize.
- Ve her ne olursa olsun üçüncü kişilere-profesyonel yardım dışında- sevgilinizi şikâyet etmeyin. Şikâyet ettiğinizde farkında olmadan paylaştığınız kişinin de ilişkinize her olumsuz enerjisiyle, düşüncesiyle, duygusuyla dahil etmiş oluyorsunuz. Bir bakın şimdi ilişkinizi kaç kişinin yüküyle yaşadığınıza. Çok kişi değil mi? Bunca olumsuzluk yükünü neden taşımak durumunda bırakıyorsunuz kendinizi?

 

İlişki iki kişiyle yaşanır, bunu belirtmeme bile gerek yok çünkü siz de çok iyi biliyorsunuz.

O zaman bildiğiniz şeyleri uygulamak için daha fazla beklemeyin ve eğer “aşkla, sevgiyle, keyifle, neşe ve uyumla” ilişkinizi yaşamayı gerçekten istiyorsanız bugün ilk adımınızı atın. Hatırlayın. “En uzun yol bile ilk adımla başlar.” Lao Tzu

 

 

Şermin Çetin

 

İlişki ve Duygusal Zeka Koçu, Regresyon Terapisti

 

 

 

 

 

Takip etmek isterseniz sosyal medya kanallarım;

 

Facebook Şermin Çetin Eğitim Koçluk ve Danışmanlık , Instagram Şermin ÇetinLinkedIn Şermin Çetin

Telegram Şermin Çetin ile Kendini Keşfet Bildirim KanalıYoutube Şermin Çetin 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Paylaşımlar

April 24, 2020

March 22, 2020

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara